Sanal Günce

7 Mayıs 2015 Perşembe

Kızıl Karanlığı Yazmak

Neden yazıyorum ya da neden yazmaya zorluyorum bazen kendimi diye sormuşumdur kimi zaman. Benim gibi bir geveze neyi anlatma fırsatı bulamamıştır ki, zihnini dışavurmak için ayrıca yazmaya ihtiyaç duyar?  Anlatmanın ötesinde yazma eyleminden beklediğim etki nedir? Bu sorular, abartılacak denli sık olmasa da zihinde dönüp durma fırsatı buldukça yazmak üzerine yazmak daha ironik bir hâl almakta.  
Yazarken daha önceden düşünülmüş, planlanmış ve kurguya uydurulmuş bir anlatım söz konusu olduğu halde, sözlü anlatıma nazaran bazen daha samimi olunabiliyor. Anlatımımızı ne kadar önceden kurgularsak kurgulayalım bilinçaltımızın etkisinden kaçınmak pek olanaklı olmadığından, en azından kendi adıma yazarak kurduğum iletişimi her zaman daha dürüst bulduğumu söyleyebilirim. Fiziksel bazı dezavantajlar nedeniyle yazmak anlatımda benim için bir handikap halini de alabiliyor çünkü genellikle  düşünce akışı hızıma yazım hızımı yetiştirebildiğim bir teknik bulamadım henüz. Ne olursa olsun yazarken daha yoğun bir biçimde kendimi ve zihinsel birikimimi derlediğim kanısındayım. Sonuç olarak yazarken amacımın anlatmaktan çok anlamak olduğu kanısındayım. Elbette anladığımın anlaşılması isteği de yadsınamaz.
Diğer bir soru ise:
 "Ne yazıyorum?"
Bu soruma verdiğim cevaplardan biriydi "Kızıl Karanlık" çalışmamın ilk paragrafı. Bir kabusu anlatıyordum: Bazen sadece birimizin gördüğü ve bazen de hepimizin görüp ve hatta başkalarına bizzat yaşatabildiğimiz bir kabusu...
Ortadoğulu olmanın tüm dezavantajları bir yazar olarak avantaj halini almıştı böylece.
Bir başka soru daha ekleniverdi zihnime elbet:
"Nasıl yazacağım?"
Neyse ki, bu sefer çok düşünmeme gerek kalmadan o dönem okumakta olduğum Edgar Allen Poe, "Yazmanın Felsefesi" ismiyle çevrilmiş çalışması imdadıma yetişti:
"Ben bir etkinin düşünülmesiyle işe başlamayı tercih ediyorum. Özgünlüğü bir an için bile gözden uzak tutmadan –çünkü bu kadar belirgin ve kolay erişilebilen bir bilgi kaynağından yoksun olarak başlamaya yeltenen kişi yanlış yoldadır- ben kendimce önce “Kalbin, aklın veya (daha genel olarak) ruhun açık olduğu sayısız etki içinden, bu durumda hangisini seçmeliyim?” derim. Öncelikle yeni ve ikinci olarak da canlı bir etkide karar kıldıktan sonra onun olayla mı yoksa edayla mı –sıradan olay veya özel eda, ya da tam tersi veya hem olayın hem edanın özel olmasıyla mı- en iyi işlenebileceğini düşünürüm. Ardından bu etkinin oluşturulmasında bana en çok yardımı okunacak bu tür eda ya da olay birleşmelerini çevremde (daha doğrusu içimde) ararım."
 İşte o an karar verdim insanların kötülüklerine bulduğu ikiyüzlü bahanelerini yüzüne çarpacaktım. Bunun için yeterince materyalim de vardı ve hatta bu ikiyüzlülerden biri aynada bana bakıyordu.
İnsan eylemleri bilincinin doğal yansıması olarak kaçınılmaz bir nedensellik içerirken eylemin katalizörü olan neden ve insan tarafından yaratılmış ve gerçek nedeni gizlemeye yarayan başka bir neden söz konusuydu.
Böylece çalışma kötülükle yüzleşme üzerine yoğunlaşmışken tam, yine uyduruk ve bir o kadar da haklı olduğu iddia edilen nedenler ardına gizlenilerek bir çocuğun kafatası, hayalleri ve olması gereken yaramazlığı darmadağın edilerek bir haber olarak sokuluverdi hayatıma.
Üzerime hiçbir şey yapamamış olmanın ağır suçluluğu ve söylenen ikiyüzlü yalanların saçmalık dereceleri yığılırken tüm ağırlığıyla tüm zırhım ve kibrim eziliverdi. Yalanların ve fısıltıların şeytani gücünü antik kuzeyliler "Loki" ile isimlendirmişler ya bu yalanlara isim bile bulamıyordum. Günah keçisi yapılan masum ve kurban edilen bir çocuk imgesi uğuldarken kafamda, Eski Ahit'in biricik günah keçisi Azazel ve Yeni Ahit'in günahlar için kendini feda eden Mesih/Tanrı imgesini hikayeye taşıyacaktı kalemim. Harun yani Aeron adı da simgesel olarak bu yüzden önemliydi hikayenin ana karakterlerinden biri olarak. Yüreğimdeki iyi niyetli umudu koruyarak kurgu mutlu sona götüren bir biçimde yazılmışsa da aylarca direnen bir çocuk bedeninin tükeniş haberiyle hikayenin neredeyse tüm kurgusunu baştan yazmak gerekti.
 Velhasıl bu kitap kötülüğe kurban giden ve başka kötülüklerde kullanılmak üzere hakkında karanlık fısıltılar türetilen bir çocuğa ağıt olarak yazılmıştır. Yazar olarak unutulsam da yazın olarak ölümsüz olacak bir iz borçlu olduğum çocuk anısına, tüm projenin gelişimi bir çizgiromana dönüştürülmek üzere kurgulansa da, hem yeteneksizliğim hem de maddi olanaksızlıklar nedeniyle başaramadım. 
İşte bu kitabın gelirleriyle masum çocuk ve diğer günah keçisi kılınan kurban edilen masumlar ölümsüz birer çizgiroman kahramanı olacak bir gün.

Peki "Kızıl Karanlık" kitabının dijital versiyonları nasıl temin edilecek?


Bu kitabı bir kişisel bilgisayar veya Android Akıllı Telefon ile Android Tablet üzerinde edinebilmek için Google Play üzerinden:
---------------------------------------------------------------------------------------------
Bu kitabı bir Apple ürünü Mac bilgisayar veya iPhone Akıllı Telefon ile iPad üzerinde edinebilmek için iTunes Store üzerinden:

KIZIL KARANLIK 


---------------------------------------------------------------------------------------------
Bu kitabın bir Amazon Kindle E-kitap okuyucu veya başka bir alternatif okuyucu ile uyumlu versiyonlarını edinebilmek için Smashwords üzerinde: